Türkisch - Englisch
Türkisch - Englisch
Deutsch - Englisch
Französisch - Englisch
Spanisch - Englisch
Englisch Synonyme
Türkisch - Englisch Sätze
Übersetzung
Werbung entfernen
Einloggen / Registrieren
Licht Ausschalten
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Übersetzung
Synonyme
Sätze
Werkzeuge
Quellen
Über uns
Kontakt
Einloggen / Registrieren
EN-TR
Türkisch - Englisch
Deutsch - Englisch
Spanisch - Englisch
Französisch - Englisch
Englisch Synonyme
Türkisch - Englisch Sätze
Türkisch - Englisch
Französisch - Englisch
Spanisch - Englisch
Deutsch - Englisch
Verlauf Ausblenden
Velaufsdetails
Verlauf Löschen
Verlauf :
cockpit module
plataforma lectora
magnetic gradient
tricots
financing project
manual patching
Close Window
fenpropionato
Alpine ibex
unit balls
round angle
load peak
dessertspoon
arch dams
charge density
spring saddle
euclase
armorials
gluing process
severance package
average per day
Torsteher
scopulate
fraction stroke
hypochlorite solution
bring something
Verlauf
Sätze
Bedeutungen, die der Begriff
"bring something"
mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)
Kategorie
Englisch
Türkisch
General
1
General
bring somebody in something
v.
kazanç getirmek
2
General
bring something to bear on
v.
bir şeyi uygulatmak
3
General
bring somebody in something
v.
kazandırmak
4
General
bring (something) to mind
v.
çağrıştırmak
5
General
bring something out
v.
üretmek
6
General
bring something up
v.
ortaya atmak
7
General
bring something to pass
v.
bir şeyi sonuçlandırmak
8
General
bring something forward
v.
ileri sürmek
9
General
bring something forward
v.
ortaya atmak
10
General
bring something to good working order
v.
çalışır duruma getirmek
11
General
be unable to bring oneself (to do something)
v.
nefsine yedirememek
12
General
bring something off
v.
başarmak
13
General
bring something forward
v.
erkene almak
14
General
bring (something) back
v.
yerine getirmek
15
General
bring (something) to someone
v.
ayağına götürmek
16
General
bring (something) to the condition of
v.
düzeye getirmek
17
General
bring (something) to the level of
v.
düzeye getirmek
18
General
bring (something) to perfection
v.
mükemmel bir hale sokmak
19
General
bring (something) to perfection
v.
mükemmel bir hale getirmek
20
General
bring (something) to perfection
v.
mükemmelleştirmek
21
General
bring something to court
v.
mahkemeye götürmek
22
General
bring something to forefront
v.
ön plana çıkartmak
23
General
bring in something new
v.
bir ilke imza atmak
24
General
bring something to forefront
v.
gözönüne almak
25
General
bring something up for discussion
v.
tartışmaya açmak
26
General
bring something to forefront
v.
ön plana almak
27
General
bring something to forefront
v.
önplana almak
28
General
bring something into use
v.
kullanıma sunmak
29
General
bring something into use
v.
kullanıma açtırmak
30
General
bring something to bear
v.
etkilemek
31
General
bring something to bear
v.
tesir etmek
32
General
bring something to bear
v.
baskı yapmak
33
General
bring something to pass
v.
birşeyin olmasını sağlamak
34
General
bring something to pass
v.
bir şeyi gerçekleştirmek
35
General
bring (something) on oneself
v.
çanak tutmak
36
General
bring something to a certain degree
v.
belirli bir aşamaya getirmek
37
General
bring something to a specific degree
v.
belirli bir aşamaya getirmek
38
General
bring something to the degree of
v.
aşamasına getirmek
39
General
bring something into conformity with something
v.
birşeyi bir şeyle uyumlu hale getirmek
40
General
bring something to a successful conclusion
v.
başarılı bir şekilde bitirmek
41
General
bring something before someone
v.
bir konuyu (bir kurumun vb) gündemine getirmek
42
General
bring someone before someone or something
v.
birisini (mahkeme/kurul vb.) karşısına çıkarmak
43
General
bring something into one’s life
v.
bir şeyi hayatına sokmak
44
General
bring something into effect
v.
yürürlüğe koymak
45
General
bring someone something to eat
v.
birine yiyecek bir şeyler getirmek
46
General
bring something into the forefront
v.
ön plana çıkarmak
47
General
bring oneself to do something
v.
bir şeyi yapmak için cesaret bulmak
48
General
bring (something) where it belongs
v.
bir şeyi ait olduğu yere getirmek
Phrasals
49
Phrasals
bring someone or something in(to) some place
v.
birini bir yere getirmek/içeri almak
50
Phrasals
bring someone or something in
v.
birini bir yere getirmek/içeri almak
51
Phrasals
bring somebody something
v.
kazandırmak
52
Phrasals
bring something about
v.
bir şeyin olmasına neden olmak
53
Phrasals
bring something out
v.
ağzından zorla/gıdım gıdım laf almak
54
Phrasals
bring someone or something out
v.
(bir yerden/durumdan) çıkmasını sağlamak
55
Phrasals
bring something away
v.
bir kurstan/toplantıdan bir şey öğrenerek çıkmak
56
Phrasals
bring (someone or something) out of (somewhere or someone)
v.
ağzından zorla/gıdım gıdım laf almak
57
Phrasals
bring something away
v.
bir kursta/toplantıda yeni bir şey öğrenmek
58
Phrasals
bring someone or something under someone or something
v.
(birinin/bir grubun) altına getirmek/almak
59
Phrasals
bring something out of someone
v.
ağzından zorla/gıdım gıdım laf almak
60
Phrasals
bring (someone or something) out of (somewhere or someone)
v.
konuşturmak
61
Phrasals
bring something around
v.
(bir şeyi) getirip dağıtmak
62
Phrasals
bring (someone or something) out of (somewhere or someone)
v.
(bir yerden/durumdan) çıkmasını sağlamak
63
Phrasals
bring something out of someone
v.
konuşturmak
64
Phrasals
bring something away
v.
bir kursta/toplantıda yeni bir şey öğrenmek
65
Phrasals
bring something out of someone
v.
ağzından laf almak
66
Phrasals
bring (someone or something) out of (somewhere or someone)
v.
söyletmek
67
Phrasals
bring someone or something out
v.
sokağa/balkonlara dökmek
68
Phrasals
bring something out of someone
v.
söyletmek
69
Phrasals
bring something out
v.
söyletmek
70
Phrasals
bring someone or something under someone or something
v.
(birinin/bir grubun) yönetimi altındaki bir göreve getirmek/atamak
71
Phrasals
bring someone or something under someone or something
v.
(birinin/bir grubun) yönetimi altına getirmek/koymak
72
Phrasals
bring (someone or something) under (someone or something)
v.
(birinin/bir grubun) yönetimi altındaki bir göreve getirmek/atamak
73
Phrasals
bring someone or something out
v.
(bir yerden/durumdan) ortaya çıkmasını/kurtulmasını sağlamak
74
Phrasals
bring someone or something out of something
v.
sokağa/balkonlara dökmek
75
Phrasals
bring something around
v.
(bir şeyi) gezdirmek/dolaştırmak
76
Phrasals
bring something out
v.
ağzından laf almak
77
Phrasals
bring something out
v.
konuşturmak
78
Phrasals
bring something around
v.
(bir şeyi) getirip vermek
79
Phrasals
bring (someone or something) out of (somewhere or someone)
v.
ağzından laf almak
80
Phrasals
bring something away
v.
bir kurstan/toplantıdan bir şey öğrenerek çıkmak
81
Phrasals
bring someone or something out of something
v.
(bir yerden/durumdan) ortaya çıkmasını/kurtulmasını sağlamak
82
Phrasals
bring someone or something out of something
v.
(bir yerden/durumdan) çıkmasını sağlamak
83
Phrasals
bring something around
v.
(yemeği) servis etmek/getirmek
84
Phrasals
bring (someone or something) out of (somewhere or someone)
v.
(bir yerden/durumdan) ortaya çıkmasını/kurtulmasını sağlamak
85
Phrasals
bring (someone or something) under (someone or something)
v.
(birinin/bir grubun) yönetimi altına getirmek/koymak
86
Phrasals
bring (someone or something) under (someone or something)
v.
(birinin/bir grubun) altına getirmek/almak
87
Phrasals
bring something around
v.
(bir şeyi) belli bir yere getirmek
88
Phrasals
bring something crashing down (around one)
v.
(bir şeyi) göçürtmek
89
Phrasals
bring something crashing down (around one)
v.
hayatını derinden etkileyecek (bir şeye) sebep olmak
90
Phrasals
bring something crashing down (around one)
v.
(bir şeyin) yıkılmasına sebep olmak
91
Phrasals
bring something crashing down (around one)
v.
(bir yapının) çökmesine sebep olmak
92
Phrasals
bring something crashing down (around one)
v.
(bir şeyi) yerle bir etmek
93
Phrasals
bring something crashing down (around one)
v.
hayatını alt üst etmek
94
Phrasals
bring something away from something
v.
bir şeyi başka bir şeyden uzağa götürmek
95
Phrasals
bring something away
v.
bir kurstan/toplantıdan önemli bir bilgiyle dönmek
96
Phrasals
bring something away from something
v.
bir şeyi başka bir şeyin yanından çekmek/alıp getirmek
97
Phrasals
bring something away from something
v.
bir şeyi başka bir şeyden uzağa taşımak
98
Phrasals
bring something away from something
v.
bir şeyi başka bir şeyden uzaklaştırmak
99
Phrasals
bring something away from something
v.
bir şeyi başka bir şeyden uzağa almak
100
Phrasals
bring someone out (on something)
v.
sahneye çıkarmak
101
Phrasals
bring someone out (on something)
v.
alkışlarla sahneye getirmek
102
Phrasals
bring (something) to
v.
-e getirmek
103
Phrasals
bring (something) to
v.
'-e ulaştırmak
104
Phrasals
bring (something) to
v.
'-e çıkarmak
105
Phrasals
bring (something) to
v.
toplamı belli bir miktara getirmek
106
Phrasals
bring (something) to
v.
'-e yükseltmek
107
Phrasals
bring (something) to
v.
toplamı belli bir miktara yükseltmek/çıkarmak
108
Phrasals
bring (something) to
v.
bir deniz aracını durdurmak
109
Phrasals
bring (something) to
v.
toplamı belli bir miktar yapmak
110
Phrasals
bring (something) back to life
v.
(bir şeye) hayat vermek
111
Phrasals
bring (someone or oneself) to (do something)
v.
(birini/kendini bir şey yapmaya) teşvik etmek
112
Phrasals
bring something all together
v.
bir etkinlik düzenlemek/planlamak
113
Phrasals
bring (someone or oneself) to (do something)
v.
(bir şey yapmak) için cesaretini toplamak
114
Phrasals
bring (someone or oneself) to (do something)
v.
(bir şey yapma) azmini bulmak
115
Phrasals
bring (one) through (something)
v.
(birinin bir şeyden) kurtulmasına yardım etmek/destek olmak
116
Phrasals
bring (someone or something) back to life
v.
(birini/bir şeyi) hayata döndürmek
117
Phrasals
bring (something) back to life
v.
(bir şeyi) diriltmek
118
Phrasals
bring (something) before (someone or something)
v.
(birine/bir şeye bir şey) sunmak
119
Phrasals
bring (someone or oneself) to (do something)
v.
(birini/kendini bir şey yapmaya) yöneltmek
120
Phrasals
bring someone through something
v.
birinin bir şeye dayanmasına yardım etmek/destek olmak
121
Phrasals
bring someone through something
v.
birinin bir şeyi aşmasına yardım etmek/destek olmak
122
Phrasals
bring someone to do something
v.
birini bir şey yapmaya teşvik etmek
123
Phrasals
bring (something) back to life
v.
(bir şeyi) canlandırmak
124
Phrasals
bring someone through something
v.
birinin bir şeyden kurtulmasına yardım etmek
125
Phrasals
bring someone through something
v.
birinin bir şeyi geride bırakmasına yardım etmek/geride bırakmasını sağlamak
126
Phrasals
bring (someone or oneself) to (do something)
v.
(birinin/kendinin bir şey yapmasına) neden olmak
127
Phrasals
bring someone to do something
v.
birinin bir şey yapmasına neden olmak
128
Phrasals
bring something all together
v.
bir şey koordine etmek
129
Phrasals
bring (one) through (something)
v.
(birinin bir şeyi) aşmasına yardım etmek/destek olmak
130
Phrasals
bring (one) through (something)
v.
(birinin bir şeyi) atlatmasına yardım etmek/destek olmak
131
Phrasals
bring someone to do something
v.
birini bir şey yapmaya yöneltmek
132
Phrasals
bring someone through something
v.
birinin bir şeyi atlatmasına yardım etmek/destek olmak
133
Phrasals
bring (something) back to life
v.
(bir şeyi) kendine getirmek
134
Phrasals
bring (someone or oneself) to (do something)
v.
(bir şey yapma) azmine/cesaretine erişmek
135
Phrasals
bring (someone or oneself) to (do something)
v.
(bir şey yapma) cesaretini bulmak
136
Phrasals
bring something before someone or something
v.
birine/bir gruba bir şeyden bahsetmek
137
Phrasals
bring (someone or something) over from (somewhere)
v.
(bir yerden birini/bir şeyi) transfer etmek
138
Phrasals
bring something out of someone
v.
birine zorla anlattırmak
139
Phrasals
bring something back (to someone)
v.
(birine) bir şeyi hatırlatmak
140
Phrasals
bring something out
v.
halka sunmak
141
Phrasals
bring something before someone or something
v.
bir şeyi birinin/bir grubun dikkatine sunmak
142
Phrasals
bring (someone or something) over from (somewhere)
v.
(birini/bir şeyi bir yerden) alıp beraberinde getirmek
143
Phrasals
bring something down
v.
(düşmanı) yenmek
144
Phrasals
bring something into question
v.
bir şey hakkında kuşku uyandırmak
145
Phrasals
bring (something) on (someone or something)
v.
(birinin/bir şeyin) başına bir şey getirmek
146
Phrasals
bring someone over to something
v.
birini ziyarete getirmek
147
Phrasals
bring something together
v.
bir şeyleri toplamak/birleştirmek
148
Phrasals
bring something down
v.
(düşmanın) üstesinden gelmek
149
Phrasals
bring something out of someone
v.
birinin ağzından zorla laf almak
150
Phrasals
bring something down
v.
(fiyatı, ücreti, vergiyi) düşürmek
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of bring something
×
Term Options
Übersetzung Vorschlagen / Korrigieren
Französisch Englisch Wörterbuch
Spanisch Englisch Wörterbuch
Deutsch Englisch Wörterbuch
Englisch Synonyme Wörterbuch
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy